İnsanı Anlamak | Sinan Canan ve Dücane Cündioğlu | AçıkBeyin CANLI
2:57:56
112,626
AçıkBeyin
Reddit
Sinan Canan ve Dücane Cündioğlu ilk kez AçıkBeyin TR-my kanalında en büyük sorularımızı konuşmak için bir araya geliyor. Soru ve yorumlarınızla da katılabileceğiniz bu buluşmada İnsan nedir sorusuna biyolojik ve felsefi bakış açılarıyla yanıtlar aranacak.
AçıkBeyin Canlı! İnsanı Anlamak - Sinan Canan ve Dücane Cündioğlu gibi videolarımız görmek ve takip etmek istiyorsan kanalımıza abone olmayı ve zili açmayı unutmayın; ► bit.ly/AçıkBeyin
AçıkBeyin Canlı! İnsanı Anlamak - Sinan Canan ve Dücane Cündioğlu videomuzu beğendiyseniz diğer videolarımıza göz atmayı unutmayın;
➡ Manevi Ayarlarımızın Kalibrasyonu | Kerim Güç ve Sinan Canan | AçıkBeyin CANLI
tr-my.net/watchvideo/video-3byLvSGwXTI.html
➡Yaşam İçin Doğa 101 | Sinan Canan ve Güneşin Oya Aydemir | AçıkBeyin CANLI
tr-my.net/watchvideo/video-GUcyQcYHHO0.html
➡Beklenmedik Bir Anda ! Kendini Bulmak ve Edebiyat | S. Canan & İ. Tüzer & F. Demir | AçıkBeyin CANLI
tr-my.net/watchvideo/video-GPRuygxUY38.html
Önce kendimizin sonra da toplumun olumlu ve faydalı yönde dönüşümüne katkı sağlamak için buradayız…
AçıkBeyin Eğitim ve Danışmanlık
''Kendine İyi Bak... Göreceksin!''
Daha fazla bilgi için: 0 (216) 356 49 69
AçıkBeyin: www.acikbeyin.com
Facebook: facebook.com/acikbeyin
Instagram: instagram.com/acikbeyinegitim
Twitter: twitter.com/AcikbeyinEgitim
Linkedin: tr.linkedin.com/company/açıkbeyin

YORUMLAR
  • Albatros
    Albatros

    Süleyman Demirel de 1 kamyon laf ederdi 1 cümlesi ancak anlaşılırdı !

  • S. Shirinkonakli
    S. Shirinkonakli

    Videonun seyrettigim bas kismina dair yorumum: Videonun tam basinda "halkin anlayisi ve sagduyunun" saf disi birakillisini dinliyoruz. Yoktan var edilmeye dair olarak "sokaktaki insan" denerek bir kesimin, ki o kesim aslinda gayet egitimli kisilerden mütesekkil de olabilir, kücük ve hakir görülerek "safdisi" birakilisini izluiyoruz. Yani bir bakima "bana karsi cikmayin, cikarsaniz sokaktaki insan olursunuz" diyor. Peh peh peh!.Tevazu bu olsa gerek! Devam edelim: sira yoktan yaratmaya geliyor. "yoktan yaratma sacmadir" diyor ve kendisine gelebilecek elestiriyi yine "sokaktaki insanin kabul edebilecegi bir sey" diyerek savusturuyor. Sinan bey de "sokaktaki insan" mesabesine düsmemek icin basini salliyor. "sokaktaki insan yoktan yaratmayi muhayyilesi ile anliyor" diyor. Nasil yani? Bir seyi "muhayyilesi ile anlamak" ne demektir? Dücane bey örnek veriyor ve "mesela bir sihirbazin elinde birdenbire bir tavsan olusursa, bu yoktan yaratma olur" diyor. Sonra "bunu hayal edebiliyor musun?" diye Sinan beye soruyor. (Ne demek istemis acaba?). Sonra "imgesel düzeyde bir aciklama" diyerek geciyor. Halbuki Islam inancindaki yaratmanin "sihirbazin tavsan yaratmasi" ile bir benzerligi yok. "sokakataki insan" yoktan yaratmayi "sihirbazin birdenbire tavsan" cikarmasi olarak mi telakki ediyor? Hayir. Öyle olsaydi sihirbazlara tanri demez miydi? Sonra bunu "usa" vuruyor. "Mesela tavsan elimde yokken, elimde olmadan önce var miydi?" diye soruyor. "yoktu" diyor. "Ama zamansal olarak bir önce var miydi?" diye soruyor. Hem Sinan bey ve he de kendisi "yoktu" diyemiyor. "Zaman sorunu var" diyor. Yeniden "halkin muhayyilesinin" burada bir celiski görmediginden bahsediyor. Sonra hatlarda bir kopukluk oluyor. Karisiklik oluyor, hic bir sey anlasilmiyor ama kimse de "anamadim" diyemiyor.. Kestirmeden gidiyor ve "sagduyuya" güvenemeyiz diyor. Bizler "Yoktan yaratmayi" hic bir zaman ve hic bir yerde "sihirbazin tavsani" gibi ögrenmedik, okumadik, görmedik. Sayin Dücane bey, yoktan yaratmayi kendi "muhayyilesinde", yani kendi tasaavurunda olan bir "sihirbaz tavsani" ile mukayese ederek, kendi kendisine gol atmis. Sihirbazin tavsan cikarmasi önceden var olan bir niyetin, tasarlamanin, düsünmenin sonucudur. Yani tavsan cikarmaya niyet etmis, düsünmüs, tasinmis bir yolunu kesfetmis ve cikarmis. Cenab-i Hak ise niyet etmez. Niyet düsünmeyi gerektirir. Düsünmek ise kul icin degil, ama yaratici icin bir eksikliktir. Demek ki Allah icin "düsündü" de denmez. Islama göre "yoktan var" etme bir ressamin önceden "var olmayan" bir tabloyu cizip te sonra karsisina gecip bunu "yoktan var ettim" demesi degildir. Zira ressamin tablosunun meydana gelmesi icin önce niyet etmesi, düsünmesi, tasarlamasi lazim. Sonra bu is Allah`in iradesi iledir ve zamana da baglidir. Yani o tabloyu yapma niyetini, ilhamini, zamanini hülasa herseyi o ressama veren, o tabloyu cizdiren Allah`tir. O ressamin tablosu aslinda onun cüz`i iradesi mucibince ona "cizdirilmistir".

  • Kadir Fidan
    Kadir Fidan

    Demek evrende (varlik alemi) kaotik ve raslantısallık var oylemi. Üstü kalsın Dücane efendi. Ne deyim ben.

  • fatih cesur
    fatih cesur

    Açık kalp ameliyatı olmuş hocam... beyninizden çok gönlünüze sağlık ...

  • ali talha aktürk
    ali talha aktürk

    Çok teşekkürler .

  • Umut
    Umut

    elbette pek çok disiplinden faydalanarak hakikate ulaşmaya çalışılır. öğrenci olmak her daim vardır. istersen 50 yıl uğraşmış ol. ama bilim insanının kullanıldığı yer de vardır bilim kadını veya bilim adamının kullanılacağı yer de vardır. bilim kadını veya bilim adamı öbeklerini kullanmak nefret veya hakaret anlamı içermez. şiiri küçümsemenin bir bedeli olabilir mi bu hatalı "uslamlama"!.. mesela kadın ve erkek karışık bir bilim yapıcı topluluğundan bahsedilirken bilim insanları denebilir, ya da tek bir bilim yapıcıdan bahsediyorsak adam veya kadın demekte sakınca yoktur.

  • Kartal
    Kartal

    “Dücane Cundioğlu karanlık üçlüden biri olan Narsistlikle ilgili “Narsistlik kötü birşey de değildir.” söyleyerek altlığı yaptıktan sonra narsist kibirli bir uslupla atışa başladı.ülkemizde çokca var ve maalesef bu söylevler çok daha iş görüyor dobra adam da alim de yalamış yutmuşta bu internet çağında neyi yalayıp yutuyorsunuz .”Doğada bir düzen var ve bu düzenin bir sahibi var düşüncesi çocuksu bir düşüncedir. “ Bir anda dünyada 4/4,5 Milyar göçenleri de sayarsak 10 milyarca tanrı inançı olan insan çocuksu bir düşünce içinde sayıldı.Kalanı ise alim hoca gibi yetişkin aklı olan insan; Okuduğunuz onca kitaptan bu sonuclarımı çıkardınız tam bir çakma filozofun söylevleri; bilgi birikimi araştırma hocalık falan insana bilgelik düşüncelere inançlara saygı ve doğru uslup getirmiyorsa kimbilir neler götürmüştür. Felsefe pozitif bir bilim değil hatta bilim bile değil göreceli rolatif kavramların havada uçtuğu aforizmalar . Ben de bunları söylerim benimki de doğru olur. Sinan Canan hocam çok beğendiğimiz bir bilim insanısınız siz mehter marşı ve ferrari gazı verdikce adam uçtu . Düşünceye saygısız ukala küstah bir kişilik ortaya çıktı.Arada söylediği doğru sözler de bozuk saat misali maalesef ; son olarak bir aforizma da benden olsun kütüpane manzaralı hocaya “Yanlış uslup doğru sözün celladıdır “ Sadi Şirazi ...

  • Asalet Sancakdaroglu
    Asalet Sancakdaroglu

    Söyleşideki tek yanlış, Sinan Hocanın iki de bir haşere ilacı çekmesiydi. Neden haşere ilacı? Bir şirket TRye elektronik sigara sokacak ve o zaman ithali yasaktı. Onlar da evraklara 'haşere ilacı ithali' yazmışlar ve yakalanmışlardı. Sinan hocamı her fırsatta seve seve dinlerim, Düccane hocamın derslerine Avrupada katılmıştım. Harika bir sohbet olmuş. Devamını bekleriz.

  • orhan hyl
    orhan hyl

    Ruh-beden düalizmini yapısökümüne uğratan çağdaş düşüncede pek çok çalışma var. Bedenin sadece beden olarak sabitlenip ruhun karşısına konumlandırılmasını sorgulayan merleau-ponty, foucault, deleuze gibi pek çok isme değinebiliriz. Dahası yaşamın dirimselliğine dair spinoza ya da bergson’a gidilebilir ki her ikisini deleuze incelikle işlemiştir. Ruhun içeride ve fail, bedenin dışadönük ve ruhun failliğinin salt dışavurumu olduğu yollu açıklama çokça sorgulandı.

  • yilmaz dogan
    yilmaz dogan

    Bu tartışmanı konusu olması murad edilen “insan” biyolojik değil, toplumsal bir varlıktır. Dolayısıyla onu anlamak için doğa kanunlarıyla değil, toplumbilim (sosyoloji) yasalarıyla analiz etmek gerekir (Akıl da toplumsaldır). Toplum ise insanlardan oluşmakla birlikte onu içeren, ama ondan farklı adeta bir üst organizmadır. Gelişmesi, hareketi, değişimi kendi iç çelişkileri ile yaşanır. İkinci olarak, “din” bir inanç olarak ele alınıyor; bu tam olarak doğru değildir, en azından eksiktir. “Din” toplumu kuran üstyapının-üretim ilişkilerinin- kendisidir. Dolayısıyla toplum varsa “din” vardır. Kural ve yaptırımdır yani. Bu tartışmada eksik olan “din”in bu esas, tayin edici niteliğinin görülememesidir. Bir inanca indirgenmiş olarak din, ancak yeni bir toplusal altyapının üzerinde yükselen yeni “din” tarafından politik olanın dışına itilen eski “din”dir. Eski olan tabii ki yeninin içinde kalıntılar olarak varolacaktır fakat esas olarak kişisel-özel- alana aittir, tıpkı herhangi bir futbol takımının taraftarı olmak gibi. Bu tartışma, eğer bu verileri dikkate alan bir yerden yapılsaydı cevaplara daha yakın olurduk diye düşünüyorum. Saygılar.

  • ilknur Beysan
    ilknur Beysan

    KENDİME HAKSIZLIK MI ETTİM? İnsanın yaşam çizgisindeki kimi davranış biçimlerini ve alışkanlıklarını değerlendirebilecek tek ve ortak bir ölçü olamaz… Hepimiz kendimizi iyi ve doğru şeyler yapıyor gibi görürüz ama başkaları bizim gibi düşünmeyebilir. Bahtin’in ayna metaforu üzerine söyledikleri hep düşündürür beni; aynada gördüğümüz kendimize değil, başkalarına nasıl göründüğümüz önemlidir; gerçeğe daha yakın olan odur… Dün sabah çok erken sayılmayacak bir saatte bir sağlık sorunu ve kan testleri için yakınımızdaki aile sağlığı merkezine gittim. Kapının önünde sigara içen iki doktoru geçtikten sonra içeri girdim. Bir tek hasta bile yoktu salonda, benim aile hekimim de aralarında olmak üzere hiçbir hekim yerinde değildi. Girişteki görevliye (her geleni bir olumsuzlama ile geri çevirme, ters bir şeyler söyleme ile görevlidir kendisi) sordum, “birazdan gelir, dışarıda otur amca!” deyip beni dışarı çıkarmaya çalıştı. İçeride oturmamın, hastalara ait bekleme salonunda bulunmamın ona ve oranın işleyişine nasıl bir zararı olacaktı bilemedim, “ya sabır,” deyip kendisine aynı ses tonuyla yanıt vermedim; neyse ki doktorumuz tam da konuşma üzerine bir yerlerden ortaya çıkıverdi, istediğim testlere ilişkin kaydı girdi sisteme. Bu kez kanımı alacak hemşiremizi aramaya başladım. Yukarıdan, kapıdaki görevlinin “orada oturun, o gelir,” diyen yüksek sesli uyarısı da benimle dolaşıyordu. İçeriden ses gelen 112 yazılı bir kapıyı açtım; kalabalık bir grup, maskesiz, sigara dumanları içinde yüksek sesle şakalaşıp gülüşüyordu; “karşı tarafa bak,” diye geri çevirdiler beni… Bu tablo çok ayrıksı, çok ender görülebilecek ama içinde bizi düşündürecek çok şeyler içeren bir tablo… Hasta bekleme salonu bile kendisine çok görülen eski bir sağlık çalışanı olarak o anki durum taş gibi çöktü içime… Yoğun bakımlarda yaşam tehlikesi altında çalışan, filyasyon ekiplerinde görevli, dünyayı kasıp kavuran salgını yerinde kontrol etmeyi başarmış özveriyi baş tacı yapmış sağlık çalışanlarımızı bu tablodan hemen ayırmak ilk işimiz olmalı… Ne yazık ki, böyle tablolar da yaşanıyor ülkemizde. O an, belki de zamanında kendime çok haksızlık ettim diye düşündüm. Yıllarca o ağır iş yükü altında kendimi ezdirdim… Bir avuç sağlık çalışanı (gerçekten de sayımız parmakla sayılabilecek kadardı) olarak Karabük’te her gün sayıları iki bine yakın hastayı karşılardık. Gece gündüz ne acil ameliyatları biterdi, ne aylar önceden en ağır ameliyatlar için randevu verilmiş hasta yığılmalarının arkası gelirdi. Bir sabah o an hastanenin çalışan tek genel cerrahı olarak önce koca cerrahi katının, sonra da hekimleri o gün bulunmayan, benim baktığım kadın doğum kliniğinin pansumanlarını, vizitlerini yapmıştım. Sordum toplam hastayı, söylediler. Söylemesi kolay, inanması zor, tam 96 yatan hastadan sorumlu hekim idim. O günlerde gece gündüz her türlü yaralanma, organ delinmeleri, trafik kazaları, bağırsak dolaşmaları yanında zorunlu durumlardı doğum da yaptırıyor, sezeryan da yapıyor, bir ortopedist gibi kırık da sarıyordum. Gündüz poliklinik sayısı da kimi gün 200’ün üzerine çıkıyordu. Yazı yazmaktan parmaklarım nasır içinde kalmıştı; önlük cebimde sıra sıra kalemler taşırdım. Bistüri kadar kalem de düşmüyordu elimden... Çok yoruluyordum… Aynı zaman diliminde yeni kurulmakta olan Antalya Tıp Fakültesi akademik kadrosuna katılmak üzere çağrı da almıştım. Başka çok uygun koşullarda çalışma olanakları da vardı; açıktan teklifler geliyordu. Ben o kadar işi, o kadar hastayı kime bırakacaktım ki… Ne hafta sonu, ne bayram, hiçbir yere kıpırdamaz, kıpırdayamazdım. Ya birine bir şey olursa şehirde, yüzlerce kilometrelik çevresinde... İnsanlar benim çalıştığım hastaneye güvenip geleceklerdi. Nasıl geri çevrilebilirlerdi, git başının çaresine bak denilebilirdi? Sonraki yıllarda çevre illere, ilçelere de meslektaşlarım atandı… Hafta sonları, bayram tatillerinde bırakıp bırakıp gittiler yerlerini. Onların bulunduğu yerlerden gelen hastalar yine bana kaldı. Aynı şehrin devlet hastanesinde çalışan hekim arkadaşlar mühendisler kulübünde, memurlar kulübünde oturup şehrin ileri gelenleriyle kafa çeker, oyun oynarken, o hastaneye gelen acil hastalar da “doktorumuz izinli olduğundan” notuyla bize, sigortaya havale edilirdi. Çok yıllar sonra, on yıllar sonra karşılaştığım, o zaman diliminde Kastamonu’da çalışmış bir hemşire arkadaş bana demişti ki, “adınızı duymuştuk, hiçbir hastayı geri çevirmediğinizi biliyorduk, hastaları hep sizin oraya gönderirdik…” Bir yandan hastanede düzen ve disiplini sağlamaya çalışan ilkeleri olan bir hekim olarak çalışırken bir yandan da yapabildiğim kadarıyla hastalarla şakalaşmayı, onların gönlünü almayı ihmal etmezdim. Dün, boş bir bekleme salonundan bile “dışarı çık amca,” diye geri çevrilirken geldi bu soru aklıma… “Acaba kendime haksızlık mı ettim?” O atmosfer içinde kendisine ulaşmaya çalıştığım, daha önce uzun aralıklarla birkaç kere görüştüğüm, aramızda hiçbir yakınlık bulunmayan İbni Sina’da görevli uzman hekimin telefonumu adımı vererek açmasıyla dünyalar benim oldu yeniden… Numaramı kaydetmişti demek ki… “Dışarı çık amca,” demeyenler de vardı… Tek bir güzel davranışın, bir tek güleryüzün karşımızdaki insanı nasıl mutlu edeceğini bilemiyoruz sanırım kimi zaman… Aynada nasıl göründüğümüze değil, başkalarının hakkımızda ne düşündüklerine daha çok değer verelim bence… Gününüz aydın olsun… 03 Haziran 2020, Alper Akçam

  • duygu kaya
    duygu kaya

    Sonucta siyaseten vizyonunuzu biliyoruz sinan canan .ne kadar yüksek mevzu konuşmuş olabilirsin..izleyelim bakalim 😊

  • emre baransel
    emre baransel

    Dücane Cündioğlu’nun düşünme metodu enfestir. Ama o metodu gerçekleştirebilecek düşünsel kapasitesi, sandığı seviyede olmadığından, sürekli bir hatalı sonuçtan diğerine savrulup durur... Yanlış anlaşılmasın; bence çok önemli bir filozoftur. Hatta Türkiye seviyesinin çok çok üstündedir. Ben daha çok uluslararası seviyede ve zamanlar üstü felsefik bağlamda değerlendirdim kendisini. Ama işte eski yobazdan filozof olunca da çok da zorlamamak lazım bu kadar oluyor demek ki : ] İnsanlara söylüyor ama asıl kendi bilinçaltı biraz Molla Kasım modunda...Dolayısıyla bu tartışmadan sonra şu ayeti hatırlamak gerekebilir: KURAN 6/116 (Enam 116): ‘’Yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni ALLAH'ın yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece tahminde bulunup saçmalıyorlar.’’

  • Berkanx Ertan
    Berkanx Ertan

    Ducanenin buldugu hakikat toprak olup gitmek Ölümden sonra hayat yoksa hayatın kendisi ölümdür

  • Tevfik Cengiz
    Tevfik Cengiz

    3 saat boyunca yapılan bu konuşmanın hülasası, kafaları oldukça karışık olmaları nedeniyle hiç bir konuyu vuzuha kavuşturamayan, hakikate ulaşma gayelerinin olup/ olmadığı anlaşılmayan, besnenilen bilginin, kullanılan argümanların, verilen örneklerin neredeyse tamamını batı medeniyetinden alan ve müslüman "dindar bilinci" bunlarla döven; kendikeri gibi düşünmeyenleri küçümseyen, zihinleri karıştıran ve içi süslü laflarla doldurulan bir konuşma

  • Sinan özgül
    Sinan özgül

    Ben Ahmet Arslan hocamın felsefe konuşmalarını da dinledim fakat Dücane hocamın anlatma tarzı çok farklı dili müthiş bilgiyi sadece teknik olarak anlatmıyor o na yani bilgiye ruh veriyor adeta müthiş bir şey bu.

  • Sinan özgül
    Sinan özgül

    Ben halktan biriyim ve sizi çok seviyorum.Emeğinize sağlık.Sinan hocam sizin kitaplarınızı okumuştum ama Dücane hocamla yeni yeni tanışıyoum.Hakikati din adamlarından dinlemiştim.Cok şükür Sizin gibi harika insanlarımız var.

  • Erdal Aslan
    Erdal Aslan

    Sonunda insan aklıyla tanrı oldu. İsa'da tanrılaştı. Ve insan tanrıyı gökte bıraktı. Ezeli ve ebedi olmayan bir Allah maddeye hapsolur. Madde ise sonradan var edilmiştir. Sonradan yaratılan bir şey Ezeli ve ebedi olamaz. İbni sina ve farabi gibi insan sonunda tanrılaştı. Peki tanrı nerede kaldı. Acz ve ihtiyaçlarını açıklamak için mütekkebbir insan kibir ve gururla kendini sonunda tanrıya benzetti.

  • Berkanx Ertan
    Berkanx Ertan

    Dücane ye peygamper gibi davranmaktan vaz geçin Adam icindeki kaosu yaymak istiyo Kendisi gibi dusunmeyen herkese ahmak diyo Mutevaziliginin arkasindaki kibir cok bariz goruluyo

    • I THINK
      I THINK

      Kaos harici dediklerini peygamberler de yapıyor sanki.

  • Yunus Emre Ismail
    Yunus Emre Ismail

    Makele ye (ademden mi havadan mi ) nerden bulabilirim?

  • Günsel GÜL
    Günsel GÜL

    Sevgili Sinan CANAN, 3 saattir pür dikkat sizleri dinliyorum. Sadece koltuğa temas eden kısmı değil, tüm bedenim ve daha da önemlisi birden fazla programı aynı anda işlemeye çalıştığı için donan bilgisayar gibi beynim uyuştu. Öyleki yayını bir kez daha notlar alarak izlemem gerektiği kanaatindeyim. Böylesi nitelikli bir içerik için yürekten teşekkürler... Ayrıca mevzuyu astroloji prensibince ele almak istediğinizi belirtmişsiniz, şahsen tanımamakla birlikte bir sosyal mecra kullanıcısı olarak size Şebnem EKŞİB ile iletişime geçmenizi (naçizane) tavsiye edebilirim. Ne güzel olur ikinizi aynı ekranda görmek. Sevgilerimle...

  • mehmet hebun
    mehmet hebun

    Arkadaş biri çıksın bu Ducane sallıyor desin insan bu kadar kaniş malumat sahibi olabilirmi yaw

  • KemallicA
    KemallicA

    Kişisel olarak çok keyif aldığımı söylemek istedim.

  • Fatih Kürşat Aksakal
    Fatih Kürşat Aksakal

    Dücane Hoca mı? Ne hocası? Adam üniversite bile okumamış. Sinan Canan'ı da akıllı sanırdım. Ama o da Sabri Ülgenerin ifadesiyle orta çağ zihniyetindeymiş. Burada övgüler dizenler ve bu konuşmaları orijinal zannedenler sanırım hiçbir filozofun kitabını okumamış ergen çocuklar. Ama 140 kelimeyle düşünenler için üst seviye tabi.

  • Orhan Pınar
    Orhan Pınar

    Çok faydalı harika bir yayın, tebrikler Teşekkürler

  • Cenk Öz
    Cenk Öz

    Sinan hocam bu mesajı okursunuz diye temenni ediyorum Hasan aydın hocayla bir sohbet yapmanızı çok arzu ederim gerçekten çok entellektüel birisi sizi bir arada görmek güzel olur.

  • Lena More
    Lena More

    "yoktan yaratmak nedir, bir anlat bakalim. Bakalim becerebilecek misin?" Nasil bir usluptur bu, pes dogrusu. Bir insan deniz derya olsun, oyle hakliligi olsun ki anlattiklarinin vs vs... Su uslubu kullandi ya hic bir onemi kalmiyor artik ne anlattiginin. Yani Sinan Canan'dansa bu beyefendiye fikirsel olarak yakin olsam da, Sinan Canan'i her halukarda tercih ederim. Cunku oturmasi, kalkmasi, uslubu taktire sayan, insan iste insan. Oysa Cundioglu'ndaki uslub oyle mi? Modern zamanlarin demode ukalaligi asan kibri, bilgiclik, anlamaya, anlayisa, empatiye uzak tepeden bakmalari... Post modern zamanlar icin ise, ne mutlu ki utanilasi seylerdir.

    • Ahmet Kaufmann
      Ahmet Kaufmann

      Kardedim bak Bü sukadar basittir ya evten eyelidir ya bir yaratici vadiir yaratici eyelidir yani evrenin ezelii olmadigi ispatlanmistir yani yaratirmistir Bü olay Bü kadar basittir. Bunu anlatmak Bü kadar Tor olamaz yaa s,Bü kadar cahillikte israri anlamakta hakikaten zorluk cekiyorum, bi Türk olarak itiraf etmek zarundaym hakikaten bir cins bi milletiz

  • Tulay Guler
    Tulay Guler

    Sinan hocam bizlere çok güzel bilgiler verdiğiniz için teşekkürler 🙏🙏

  • ali karagöz
    ali karagöz

    sayısal vs sözel gibi olmuş

  • Recep Emre
    Recep Emre

    Sinan hocam yıllardır savunduğunuz mevzu da bu kadar zayıf olmanız beni şaşırttı.Dücane hocaya olan saygınızdan mı konuşmadınız diyeceğim lakin hakkın hatrının ali olduğunu siz benden iyi bilirsiniz.Dücane hocaya gelince.Bazı şeyler bende açıklığa kavuşmadı.Dücane cündioğlu inanç ve düşünce arasını çok keskin bir şekilde ayırıp İslam inancına değil düşüncesine set çektiğini söylüyor.İyi de o zaman inanmış gibi olmaz mıyız? Yani inancın hayatımızda hiçbir etkisinin olmaması samimiyet sorunu değil midir? Yani mesela imanın şartlarına inandınız diyelim bunun getirdiği sorumluluklar mesela kuranın ve peygamberin Allah tarafından gönderildiğine inanmak gibi diyelim.Kuran ve peygamber sadece inanca dair mi bir şeyler söylüyor ki biz din'i inançla sınırlandırabilelim yahut ben inandım ama İslam düşüncesini reddediyorum diyelim?Diğer sormam gereken mevzu da şu Sayın Dücane cündioğlu zamanımızda yaşanan çözülmelerin ve cinselliğin sınırlarının ortadan kalkmasını aklın zaferi olarak dolayısıyla doğru olarak mı görüyor? Psikolojide bunun hastalık olarak kabul edilmemesi bir dindar'ın bakış açısını ne gibi değiştirir? Bence daha olumsuz olarak değiştirir.

  • Zalal Demirci
    Zalal Demirci

    Dinler de tıpkı ideolojiler gibi, hiyerarşi yönetim biçimlerine duyulan ihtiyaç sonucu ortaya çıkarılmış, hiç bir bilimsel dayanağı olmayan, insan üretimi inançlardır. Bilimin olduğu yerde din ya da ideolojilerden konuşmanın bir manası yok. Bana göre, Sinan Canan gerçek bir bilim insanı ve bir derdi var. Çok sevdiği dindar halkına bilimi aşılamak için damardan girmek zorunda başka bir seçeneği olmadığını biliyor. Çünkü bilimin zayıf olduğu dindar toplumlarda evrimi anlatmanın kolay bir şey olmadığını biliyor. Ve ayrıca bir biyolog, dahası bir sinir bilimci olarak iyi bilir ki, insan bedeninin altını üstüne getiren bilim insanları olarak ne ruha rastladılar ne de insanların ne yemesi içmesi, giyinmesi ve sevmesi gerektiğine, ahlakçılığa, cinsel arası ayrımcılığa kadar vardıran bir tanrı'ya... Elli yıl, yüz yıl sonra bunlar konuşulmayacak bile. Canan ve Cündioğlu aynı entellektüel bilginin (aklın yolu birdir çünkü) derinliğine sahip olsalar da, yöntemleri mecburen farklı (çünkü Canan'ın yukarıda da bahsettiğim gibi özel ve değerli bir derdi var). Cündioğlu bu anlamda biraz düz mantık gidiyor denebilir. Canan'ı yeterince anladığını düşünmüyorum.

  • mim lal
    mim lal

    Din ve bilmin ayrıştırılması ve laiklik fikri antik Yunan dan beri bilinen bir görüş iken ,Ducani cundioglu nun bunu yeni bulması kendi eksikligi ve çok büyük bir düşünceymis gibi pazarlamasıda bilinen şeyin fazlalığıdir.

  • İbrahim Serkan Özgündüz
    İbrahim Serkan Özgündüz

    Sinan hocam sohbet 2 dakika 57 saniye 55 salise gibi geçti 🙂 Vallahi tadı damağımızda kaldı. Devamını bekliyoruz inşallah. Özellikle sizin gibi hem bilimle uğraşıp hem de islam inanışı hakkındaki aklınıza takılan soruları, dücane cündioğlu gibi bir değere sormanız,onları tartışmanız bana muazzam zevk verdi. Emeğinize, uğraşlarınıza sağlık teşekkür ederim👍 Selamlar saygılar.

  • HAMUŞ Suskun
    HAMUŞ Suskun

    Zaman izafiymiş

  • Tülay Gürol
    Tülay Gürol

    Sinan Hocam sizi Edebiniz Tevazunuz ve Sabrınız Açısından da KUTLUYORUM . Siz Hakiki bir İnsansıniz . bin Teşekkürle ..

  • Mustafa Tatar
    Mustafa Tatar

    Bu konuşmayı dinledikten sonra biraz aydınlandım biraz da üşüdüm.

  • Linda krt
    Linda krt

    sorumluluk varsa kader yoktur, kader varsa sorumluluk yoktur. hem sorumluluk hem kader varsa, o takdirde akıl ve mantık yoktur.

  • Star Karabil
    Star Karabil

    bir felsefecinin size çok şükür diye başlaması! Doguya özgü bi normal gariplik olsa gerek.

  • Ali Günindi
    Ali Günindi

    Bunu bir ısınma görüyor devamını bekliyoruz

  • Ekber Utus
    Ekber Utus

    Adam bizi bilgiyle dövdü ya:)

  • mim lal
    mim lal

    Dinin önemsediği,Fail neden ve gai nedenin yanına, bilmin kabulettigi maddi neden ve biçimi eklemek neden sakıncalı olsun. Ben hem ışığı görmek hem de ısınmak istiyorum.

    • Bülent Koca
      Bülent Koca

      din değil aristo mantığı. sakıncalı değil, mümkün değil

  • fatma inan
    fatma inan

    Harika bi muhabbetten faydalanmaya çalışmak ayrıcalık olmalı

  • mge GÜLLE
    mge GÜLLE

    Ya Sinan hocam yaa nasıl güzel bir insansın o kadar kendinizle barışıksiniz ki karşı tarafı tüm içtenliginizle dinliyorsunuz..

  • Ali BAHCECİ
    Ali BAHCECİ

    Geceleri güneşi aya yansıyan ışıgından görürsünüz. gündüzleri güneşi hem görür hem hissedersiniz iyki varsınız gündüz zamanı gibi aydınlattınız hen ısıttınız tşk.

  • Volkan Kangal
    Volkan Kangal

    hak yolu 45.38

  • Volkan Kangal
    Volkan Kangal

    işin içinde hiç us olmadığı için(29.)

  • aktunav
    aktunav

    Çok olgun bir sohbet. Keşke bu kaliteli muhabbet bazı insanlara aydınlanma ya da sorgulama anlamında bir başlangıç olsa...

  • İlknur Gül
    İlknur Gül

    Sinan Canan, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ne bekleniyorsunuz...

  • Burhan Akturk
    Burhan Akturk

    Ducane cundioglunun dogru yolu buldugunu gormek sevindirici. Dogmalarindan kopus onu daha ileri goturecektir. Insanin ne olduguna dair soyleside eksik kalan yanlarin belkide, aberaldan gunumuze kadar yapilan tartismalara bir eey eklenmemis olmasiydi.. Insani sadece irrasyonel bor varlik olarak tanimlamak yetmedi bence. Insanin ayni zamanda rasyonel yanininda varligi gercegini goz ardi eder bu yaklasim. Ayni zamanda insan alet yapan bir varlikmidir ? Homo-fabermidir yoksa Insan surekli oynayan oyunu seven ludensmidir.. yada insan hep uretip stoklayarak neo-klasik bir homo ekcnomicusmudur gibi bir cok yani olan ve butun bunlarin toplaminda aslinda insan nedir sorusunin cevabinin gelecek yuz yillarda anlasilabikecegini dusunuyorum...

  • Sevgi Çağlar
    Sevgi Çağlar

    Ameller niyete göre. Sinan hocam sabrınıza, her şekilde bilgiye olan inancınıza bir kez daha hayran kaldım. Gönlüm isterdi ki aynı kanalda olun. Ama buna karakter engel tabi. Ben demek paylaşımcı olabilmeyi engelliyor. Her şeye rağmen sizin gibi zihniyetlerle sevgiyi, tevazuyu, anlayışı... deneyimleyebiririz, dünya güzelleşir diyorum. Iyiki varsınız. Bilgi paylaşıldıkça güzel. Onu ego meselesi yapmak kirlilikten başka birşey değil. Beni alt etmek kanımca en önde insan olmanın anlamı.

  • Şahan Sağsöz
    Şahan Sağsöz

    acayip olmuş çok acayip :))) 1:42 :09 tadından yenmyorrrr :) tebrikler hocam

  • HASAN CEBE
    HASAN CEBE

    Selâmlar; Sinan Bey, Hz. İbrahim de arıyordu siz de arıyorsunuz, o ne aradığını biliyordu siz biliyor musunuz? Arayış bir hedef midir? Bulmak için birçok şeyi bilmek mi gerekir? Hz. İbrahim belki de Dücâne Bey kadar bilmiyordu, Dücâne Bey'in hâline saygı duyduğumu belirtmek isterim, bununla beraber 'mutlak huzura ermek' devamlı aramayı ya da çok şeyi bilmeyi mi gerektirir? Video çekimi için emeğe geçenlere teşekkürler. İkinize de bizatihi selâm ve sevgilerimi iletiyorum ve tüm arayanlara, kalbiyle ilerleyenlere. Son olarak bir ömür boyu karşınızda sadece bir orkide var, ömrünüz onunla geçecek başka hiçbir şey yok, bedensel hiçbir ihtiyacınız da yok o orkideye bakarak asıl gerçeği bulabilir miydiniz? Bulmak için bir şeyin herşeyini bilmeye gerek var mı yoksa herşeyin bir şeyini görsek yeter mi? Sevgiyle.

    • HASAN CEBE
      HASAN CEBE

      @Hürşad Akkartal Hz. Ebu Bekir daha mı şanslıydı ki Ebu Cehil olmadı. Yoksa Hz. Peygamber Hz. Ebu Bekir'e iltimas geçip daha fazla daha yoğun ya da daha güzel mi anlattı? Bunu hiç düşündünüz mü fark neden ileri geliyor? Talih mi, tesadüf mü bence tabii ki değil. Gerçeği bulmak için birimiz filin hortumunu birimiz ayağını birimiz kuyruğunu vs. mi tutuyoruz da kendimizce farklı yorumluyoruz (Ki Sinan Bey konuşmasında deveden misal vermiş ve bir kişinin devenin her yerini öğrenmesine imkan ya da zamanı yok ben bir tarafındayım Dücâne Bey siz bir yanındasınız ve bu bilgileri sentezlemeye çalışıyorum mealinde konuşmuştu) peki bu gerçeği fark etmemize yeter mi, ben kuyruğundan tutuyor olsam ve hortumundan tutandan bilgi alsam fili gerçekten tanımlamış ve huzura varmış olur muyum? Hiç sanmam! Ebu Cehil bilgisiz miydi bunu da hiç sanmıyorum! Bence filin her yanına dokunmamıza gerek yok dokunduğumuz yerde onu hissedebilelim yeter. Hiç düşündük mü Hz. Peygamber Hz. Ebu Bekir'e peygamber olduğunu ilk kez açıkladığı anda Hz. Ebu Bekir nasıl bir hâlle onu duydu o mesajı aldı orada nasıldı hiç düşündünüz mü? Bence düşünelim tabii ama bunu düşünce ile açıklayamazsınız orada düşünceden öte bir şey vardı bence bilgiden bile öte... Selâm ve saygılarımla.

    • Hürşad Akkartal
      Hürşad Akkartal

      @HASAN CEBE "Tanım ancak, bizim penceremiz kadardır ve insan olmamızdan kaynaklı olarak, bence, asla tam tanımını yapamayız çünkü, buna muktedir değilizdir, hükümranlığımızın sınırları vardır, çünkü insanız." İnsanız ama, nasıl... ? O yüzden, herkes kendini, canı isteyip, gözü kestiğince büyütüp, göklere kadar, her makam ve mansıpta, yüceltebilir... buna hiç karşı çıkmam ama, değil mi ki insanız, diye.. böyle diyerek yapılan veya, yapılacak bir, tenzil-i rütbeyi asla, kabul etmem. Çün; bilebilirse o da, herkes ancak, kendi kendisini bilir, başkalarını henüz değil; karşılaşıp, yarışıldığı o an veya, güne kadar.

    • HASAN CEBE
      HASAN CEBE

      @Hürşad Akkartal Soru nedir, fark edişin basamağı peki fark ediş nedir, huzurun basamağı. Düşüncenin huzura vardığı kesin değildir fakat huzur için düşünmek gerekir. O zaman öyle bir düşünmeliyiz ki huzura varalım. Nice düşünenler vardı düşünceleriyle ve vardıkları sonuçlarla huzura varamadan göçtüler. O zaman biz öyle bir düşünmeliyiz ki huzura varabilelim. Peki ama nasıl? Bir kalem düşünelim herkes bir yorumda bulunur ve tanım yapabilir. Peki en ileri tanımlar bile bir kalemi tam olarak tanımlayabilmemizi sağlayabilir mi, bence asla! Tanım ancak bizim penceremiz kadardır ve insan olmamızdan kaynaklı olarak bence asla tam tanımını yapamayız çünkü buna muktedir değilizdir, hükümranlığımızın sınırları vardır çünkü insanız. Öyle bir düşünelim ki huzura erebilelim derim yoksa bir bardağın milyonlarca tanımı vardır fakat bu tanımlar sizi huzurlu kılmaz, peki bizi ne huzurlu kılar? Hz. Muhammed peygamber herşeyi biliyor muydu sanmıyorum fakat bir şeyi çok iyi biliyordu: Buna sanırım bazıları aşk diyorlar.

    • Hürşad Akkartal
      Hürşad Akkartal

      "mutlak huzura ermek' devamlı aramayı ya da, çok şeyi bilmeyi mi; gerektirir? Bulmak için bir şeyin, her şeyini bilmeye; gerek var mı ? Yoksa, her şeyin bir şeyini, görsek; yeter mi?" Selam, Hasan CEBE; sorulan suallerin cevapları, soru içinde bulunur, derler, değil mi? Evet. Yukarıya alıntıladığım sorularınız, keza öyle, değil mi...:) ? 3

  • Adnan Erusta
    Adnan Erusta

    İki pehlivanda meydandan kaçtı. Arif olan gelsin meydane!

  • KILIcArSLAN
    KILIcArSLAN

    tartışılan konular önemliydi. sınırlı sayıdaki bilinçli ve erdemli insanlar arasındaki bu adamlar bile kendine cahil diyebiliyor. yüzlerce kitap okuyup kafa patlatıyorlar ve farkındalar hala bilmeleri gereken üzerinde düşünmeleri gereken bir sürü konu var çünkü ancak multidisipliner yaklaşımla gerçekliğe biraz olsun yaklaşabilme eğilimdeler. bir söz var ya ''Şunu anladım ki; öğrenmeye devam ettikçe, ne kadar da cahil olduğunu fark ediyor insan.'' bunu yeniden anlıyor ve cahillikle savaşta herkese bol şans diliyorum.

  • Pertev Dural
    Pertev Dural

    ruh ve beden, madde ve enerji, yazılım ve donanım, hardware and software, ruh dediğiniz şey insanın bilgi kısmıdır, yazılımdır, beyni bir bilgisayar gibi düşünün, beyin madde ve bilgi gibi iki kısımdan oluşur, madde kısmı hücreler, nöronlar ve bağlantıları, bilgi kısmı ise yazılımıdır, bu yazılım her hücrede, her DNA molekülünde kodlanan bilgiye ruh diyorlar, ruh diye birşey yok, yazılım var, bilgi var.

  • Pertev Dural
    Pertev Dural

    dindar biriyle dinsiz biri iletişim kuramazlar, dindar kişinin beyni dumura uğramıştır. dindarlarla konuşmaya çalışmak nafiledir, dindar biriyle muhatap olmamak gerekir.

  • Pertev Dural
    Pertev Dural

    dinle bilim asla bağdaşmaz, uzlaşmaz, bilim, dinin antitezidir. ayrıca dinle ahlak ta asla bağdaşmaz, din ahlak değil ahlaksızlığa giydirilmiş kılıftır.

  • Pertev Dural
    Pertev Dural

    dinin tek amacı, işlevi cahil, aptal halkı korkutmak ve toplumun düzenini bozucu davranışlarını cehennem korkusuyla önlemek, caydırmaktır, insanları korkutarak sosyal, ahlaki kurallara uyması için tehdit, şantaj, korkunç cezalar ve büyük ödüller, rüşvetler huriler gibi , cennet gibi rüşvet, tehdit ve şantajla insanların ahlak kurallarına uyacağı beklentisiyle uydurulan masallardır. sonuçta insanlar beşbin yıllık dini masallara rağmen her türlü ahlaksızlığı yaptıklarına göre dini masalların hiçbir caydırıcılığı olmadığı anlaşılmış olmalıydı, dünya bir tımarhanedir, din bir akıl hastalığıdır, tedavisi yoktur, din en büyük yalandır, tanrı en büyük yalandır, bunun arkasından 2. sırada demokrasi yalanı, eşitlik yalanı, özgürlük yalanı gibi diğer büyük yalanlar gelir.

  • furkan aktaş
    furkan aktaş

    Anlamadığım bir sürü şey öğrendim, şimdi onlar düşünsün! :)

  • Pertev Dural
    Pertev Dural

    bilim açıklar, din ve felsefe anlamlandırır, bilim gerçeği arar, din ve felsefe ise anlam arayışıdır.

  • Pertev Dural
    Pertev Dural

    bilimin temeli gözlem, deney, akıl, mantık, us... dinin temeli muhayyile, imgelem, hayalgücü, kurgu.. dak: 36:00

  • Mikail Kaya
    Mikail Kaya

    Felsefe-Bilim arasındaki fark; Saç-sakal renginde gizlidir. Nereyi çok kullanırsa orası daha çok ağarır. (ırsi dökülmeler kalan kısmın mefhumu muhalifidir)

  • Arif İrfan Saatçioğlu
    Arif İrfan Saatçioğlu

    7.146 - Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları âyetlerimden uzaklaştıracağım. (Onlar) her âyeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen) yol edinirler. Bu, onların, âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir. قد تجلى آيات الله في حقهم

  • Çınar Psikolojik Danışmanlık
    Çınar Psikolojik Danışmanlık

    Kutsal kitaba gore Allah goktedir diyor ducane bey. Fakat bu inanc hatali. İslam dinimizde Allah a mekan atfedilmez

    • Selman Aslan
      Selman Aslan

      @sedrik sekiz ulan arapça bilyom sen demedinmi ne konuşucam senle daha neyin ne olduğunu bilmeyi geç 12 yaşındaki çocuk aklına ben ne anlata bilirim.

    • sedrik sekiz
      sedrik sekiz

      @Selman Aslan ben sana soru sormuyorum, ama sen çocuk gibi şu kelimenin anlamı ne diyorsun? Komik değil bu, gülünecek haldesin, gülecek değil. Akşama konuşuruz işid'ci kıvırma uzmanı kardeşim benim. Yatmam lazım.

    • Selman Aslan
      Selman Aslan

      @sedrik sekiz haha dediğim üç tanecik arapça kavramı bile açıklamaktan aciz gelmiş hala çocuk çocuk sorular soruyor.

    • sedrik sekiz
      sedrik sekiz

      @Selman Aslan sen kıvırıyorsun ama spesifik örnek verince inkar etmedim diyorsun, üzülme zaten ben sana değil bakana dedim kıvırıyor diye. Gördüğün gibi sadece çocuk çoluk ile yatmakla yetinmemiş bedevi çöl vahşileri, aynı zamanda üvey nasıl olsa deyip gelini torunu ayırt etmeksizin yatağa atma yarışı vermişler, daha sağa sola saldırıp edindikleri cariyeleri saymadım bile. Doğru ya bir de o var, millete saldırıp kafasını kesip kadınları çocukları köle cariye yapmak. Ben bunu bir yerden hatırlıyorum, işid mi ne, galiba işid idi bunu taklit eden.

    • Selman Aslan
      Selman Aslan

      @sedrik sekiz lan bir git biliyormuş yalana bak söyle lan temeddün ve teemmül ne anlama gelir veya nazarı düşünce. Başlık parası veya had cezasıdır bunlara ben hiç red etmedimki bana red ediyomuşum gibi davranıyorsun sen uzmanmışsınya hadi bakalım bana dediğim kavramların ne anlama geldiğini tarihsel ve dil Bilsel olarak açıkla ulan yanlanlarını seveyim bir dahada 12 yaşındaki çocuk sorularıyla gelme daha hangi zeminden konuştuğun belli değil Vikipedi veya ansiklopediden aktarmadan kökü nereye dayanır hangi ilim adamları hangi kitaplarında kullanmıştır semantik manası nedir sadece üç tane arapça kavram hadi biliyorsunya görelim halep ordaysa arşın burda.

  • Çınar Psikolojik Danışmanlık
    Çınar Psikolojik Danışmanlık

    Ducane bey yaklasik 13.15 de bilimle dini iki kutup olarak goruyorum, bu ikisini baltayla ayırıyorum dedi. Din, bilimin ulaştığı sonuçlarla işbirliği yapmazsa, bilimsel bilgileri kullanmazsa, bilimsel bilgilerle uyuşmazsa insan çelişki yaşar. İkisini ayırınca insan dininden dahi vazgeçebilir. Dininden vazgeçince bilime inanarak onu bir din haline getirebilir. Sanki ikisini ayırmak sağlıklı değil. Bazen din bilimsel bilgiyle uyuşmuyormuş gibi görünebilir, bunu görünce hemen dinin hatalı olduguna kanaat getirmek aceleyle verilmiş bir karar olabilir. 🤔 Din ve bilim olaylari farkli acilardan değerlendirir o yonuyle birbirinden ayrı alanlar ama pek anlayamadım, zihnimde taşlar yerine oturmadi.

    • Bülent Koca
      Bülent Koca

      biraz okumanızı öneririm temel mantık hataları var düşünme biçiminizde

  • Hasan Bekgoz
    Hasan Bekgoz

    KİBİR İNSANI VE İNSAN OLMAYI YOK EDER DÜCANE BİLGİNE

    • Nazmiye Cinar
      Nazmiye Cinar

      ALAHSİZİNEOLSUN

  • Elnare Meherremova
    Elnare Meherremova

    Sorular cok samimi ve guzeldi ama cevaplar cevap olamadi gibi

  • Elnare Meherremova
    Elnare Meherremova

    Sinan hocam samimiyyetinize o kadar hayranlik duydumki! Bir de sorularinizi ifade etme biciminize! Ne guzel programdi.

  • Ethem Yıldırım
    Ethem Yıldırım

    Felsefeciyle(filozoflarla) tartışmak çok zor abi. Cümle bile doğru düzgün kuramazsın, adam kelime kelime kavramların doğruluğunu ölçüyor. Kısacası senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu bakışı tedirgin ediyor.

  • faruk erçetin
    faruk erçetin

    Bilmin açıklama dinin anlamlandırma diyalektiğine bir itiraz olarak sormak istiyorum ki lisan yetisi olduğu sürece insan anlamlandırmadan kaçabilir mi ? her bir açıklama anlamlandırmaya her anlamlandırma da açıklamaya kaymıyor mu ? insaoğlu inanmadan açıklayabilir mi ? Yani en basit gerçeklik dediğimiz şeyde bile beş duyuya inanca ihtiyaç yok mu ? Anlamlandırma ve açıklama siyah ve beyaz kadar birbirinden ayrı mı gerçekten.? Çok kesin sınırlar çizmiyor musunuz sayın üstad.?

Sonraki